28 Ocak 2015 Çarşamba

çok pis bir hikaye

Dün Yaşar Kemal'in Pis Hikaye'sini okudum. Tatil filan derken daha az kitap okunuyor bence. Daha çok oyalanma, daha çok uyku, daha çok tembellik, daha çok peynir, daha çok rakı.
Böyleyken kanadım uyuşukça gitti kitaba.
İlk sayfayı, nasıl olsa bırakırım okumam, sonra devam ederim hisleriyle açtım. Sonra bir de baktım ki bitivermiş hikaye.
Adı üstünde, pis bir hikayeydi Pis Hikaye.
Ne kadar zalimiz,
ne kadar güçlüyüz,
ne kadar çaresiziz,
ne kadar korkağız,
ne kadar Kargayız,
ne kadar tilkiyiz
ne kadar egoistiz,
ne kadar yürekliyiz,
ne kadar kaçarız,
nereye kadar gideriz?
Ve daha bir sürü şey şu kısacık Çukurova hikayesinde; Zalim Çukurova...

Taşın içine sıkışmış iki damla su gibiydi, diye tasvir edeyim hikayeyi; çıkar kurtulurum zannedersin çıkamazsın, buharlaşır giderim diye umarsın, buharlaşamazsın.

Öyle kalırsın... Kısacık bir eser için daha fazlasını da yazarım hatta kendisinden de uzun yazarım, bir Çukurova kainatı bunu yazdırmaya müsait. Ama ne gerek var... Bulunur ve okunur.

Yaşar Kemal: Tanrı Yazar... sonsuza kadar okunur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme