31 Ocak 2015 Cumartesi

kargamitolojisi


Karga


yuvasını

ağacın gövdesine

yaparsa

kış

uzun sürecek

demektir.

[Hint Mitolojisinden]

28 Ocak 2015 Çarşamba

çok pis bir hikaye

Dün Yaşar Kemal'in Pis Hikaye'sini okudum. Tatil filan derken daha az kitap okunuyor bence. Daha çok oyalanma, daha çok uyku, daha çok tembellik, daha çok peynir, daha çok rakı.
Böyleyken kanadım uyuşukça gitti kitaba.
İlk sayfayı, nasıl olsa bırakırım okumam, sonra devam ederim hisleriyle açtım. Sonra bir de baktım ki bitivermiş hikaye.
Adı üstünde, pis bir hikayeydi Pis Hikaye.
Ne kadar zalimiz,
ne kadar güçlüyüz,
ne kadar çaresiziz,
ne kadar korkağız,
ne kadar Kargayız,
ne kadar tilkiyiz
ne kadar egoistiz,
ne kadar yürekliyiz,
ne kadar kaçarız,
nereye kadar gideriz?
Ve daha bir sürü şey şu kısacık Çukurova hikayesinde; Zalim Çukurova...

Taşın içine sıkışmış iki damla su gibiydi, diye tasvir edeyim hikayeyi; çıkar kurtulurum zannedersin çıkamazsın, buharlaşır giderim diye umarsın, buharlaşamazsın.

Öyle kalırsın... Kısacık bir eser için daha fazlasını da yazarım hatta kendisinden de uzun yazarım, bir Çukurova kainatı bunu yazdırmaya müsait. Ama ne gerek var... Bulunur ve okunur.

Yaşar Kemal: Tanrı Yazar... sonsuza kadar okunur.

26 Ocak 2015 Pazartesi

24 Ocak 2015 Cumartesi

kapı eşiği

Avluda çamaşır ipleri gerili, bir ağaçtan bir ağaca. 
Bir adam rakısından alıyor.
Bir kadın merdivenlerden iniyor. 
Bahçenin ortalarından köpek sesleri geliyor. 
Merdivenin altında uyuklayan köpek kulaklarını dikiyor; 
ama kalkmaya niyetli değil. 
Bir rüzgar sofadan avludan geçiyor. 
İpleri sallıyor, ağaçlar arasında yitip gidiyor.
Elektrik yeni gelmiş. 
Sokak lambaları henüz yok.
Sofada sarı bir ışık, büyük odada… 
Mutfakta gaz lambası, radyoda hüzünlü bir şarkı… 
Bu yeni yeni anladım. Belki anlar gibi oldum.

Şimdi sokak lambaları...
Tulumbanın yerinde bir musluk… 
Gaz lambaları hiç yok. 
Köpek sesleri yine duyuluyor ya, uyuklayan köpek çoktan ölmüş.
Çamaşırlar dama asılıyor. 
Televizyonda açılış cıngılı…
Her şey darmadağınık. 
Art arda anımsadığım bunlar, bir kapının eşiğinde. 
Nasıl bir hikaye bu; sarı ışık, mahzun şarkı…
ölmüş köpek… dut ağacı…

22 Ocak 2015 Perşembe

zeytin'e güzelleme

önce zeytin ağacı vardı
sonra dağlar oldu tepeler çıktı göller doğdu
zeytin ağacı zaten vardı
evrilirken kuş
mırlarken kedi kabuklanırken böcek rakının yanında balık
efkarlanırken insan
orada duruyordu nuh'tan evvel de vardı binlercesi
sonra ovalar oldu vadiler rüzgarlı bayır
asma bahçeleri de vardı efendimiz dionyzos turuncu ilah
şu koca oyun tanrısı
zeus bile sonra idi morpheus demeter afrodit en son hades geldi
sonra bağbozumu oldu şenlikler
meşe gürgen çınar sedir
servi çam hep zeytin'den sonra geldi
ki şuracıktaydı kendisi
aşk ölüm neşe keder kağıt kalem mühür
mürekkep de sonra geldi sonra geldi

önce zeytin ağacı vardı
ötekiler sonra geldi

-karga-

21 Ocak 2015 Çarşamba

zeytin incir ve üzüm

defneyaprakları serptiler üzerine
kuru zeytin dallarından taçlar yaptılar 
aşk, kendini vurmuş bir keder
başına taktılar
kaçak rakı yapıldı
birinden de şarap
çoktan kurudu zeytinlik
ayak uçlarına döküldü şarap
keder, yolunu kaybetmiş bir ölüm
çok aradılar
temiz bir gömlek giydim yollara düştüm
iki tek rakı, birkaç sigara
yani tütün, rüzgar ve dağlar
yalnız bırakmadılar