Gökmen Demirkaya
Karga İçin Yazdı
Garrincha
Minik
Serçe / Gökyüzüne uçuş
Çocukluğumuzda futbol oynarken ara verdiğimiz zamanlarda
terimiz soğumadan dünya futbolunun yıldızlarını konuşur, kimin gelmiş geçmiş en
büyük futbolcu olduğunu bulmaya çalışırdık… Herkesin aklına o dönem genelde iki
isim gelirdi, Pele mi Maradona mı? Şimdilerde Messi veya Christiano Ronaldo mu
diye soruluyordur muhtemelen, topla hızlı hareket etmenin asıl babasının hikâyesine
başlayalım ve ‘bitiş düdüğü’nü bekleyelim kararımız için…
- 28 Ekim 1933 yılında
Brezilya’nın fakir bir şehri olan Pau Grande şehrinde ‘santraya’ geldi. Babası
alkolik bir işsiz olan Manuel
Francisco dos Santos doğuştan
‘sakatlıkla’ boğuşmaya başladı, omuriliğinde eğiklik vardı, sağ bacağı iç
tarafa, sol bacağı ise hem dışa doğru eğik hem de diğer bacağından 6 cm kısaydı. Çok iyi bir
futbolcu olmayı bırakın, düzgün yürüyeceğine bile kimse inanmıyordu.
Manuel okula hiç gitmez, erken yaşta çalışmaya başlar. 18
yaşına geldiğinde fabrikada birlikte çalıştığı arkadaşlarıyla toprak sahada
çıplak ayakla top oynamak onun en büyük eğlencesidir. Oyun stili ve fiziği
dolayısıyla ‘Garrincha’ lakabı takılır, Türkçesi ise ‘Minik
Serçe’ demektir. Bölgenin efsanesi olur kısa zamanda, genç kızlara doğru da
fuleli bir depar atar, hızlı bir aşk ‘hayat’ı olur. Futbol onun için sadece bir eğlencedir, ‘hayat’
gibi… Derken 20’li yaşlarda Botofago kulübünün İlhan Cavcav’ı onu canlı izler
ve deneme maçı için Rio de Janerio’ya çağırır.
- Deneme maçında karşısına
Brezilya milli takımının sol beki Santos’u çıkarırlar, Serçe gibi ele avuca
sığmaz, çalım üstüne çalımı basar, Santos’un bacaklarının arasından topu
geçirip bir kez daha ‘milli’ yapar onu. Sportif direktörleri gelecekte çok
yakın arkadaşı olacağıGarrincha için ona fikrini sorduğunda kendi
kariyerini düşünüp ‘karşı takımda görmek istemem, en iyisi bizde oynasın’ der
ve Botafogo kulübüne kazandırır bu genç adamı. İmza atma töreninde ileride hep
başını ağrıtacağı boş kağıda imza atarken ‘Ne önemi var, nasılsa
okumayı bilmiyorum’ der gamsız ve kedersiz Garrincha...
Marakana stadyumunda 250 bin kişi önünde oynanan 1950
finalinde Uruguay’a kaybeden Brezilya’da oluşan hayalkırıklığını anlatmak için
kalecileri Barbosa’nın alkolik olup 10 sene içerisinde hayata veda ettiğini
söylemek yeterlidir. 1958 İsveç Dünya kupasında takımın genç yıldızlarından
biri de üstteki sorumuzun muhataplarından Pele’dir.
Takım İsveç’in soğuk havasına hemen alışamaz ve çok zorlu geçen grup maçlarında
sıkıntıya girer, son maçta disiplinin sembolü olan favori takımlardan Yaşhin’li
SSCB’yi geçmeleri gerekmektedir, disiplinden nefret eden GarrinchaSSCB’nin sağ
bloğunu ezip geçer, iki golün de pasını verir ve gruptan çıkarlar.

- Garrincha’nın
deparları ve orta bombardımanı yüzünden Yaşhin’in hiç bu kadar terlediğini
görmemiştik diye anlatır maçı izleyenler. Sırasıyla Galler’i, Fransa’yı ve
finali kendi evinde oynayan İsveç’i yenip turnuvanın galibi olurlar.
- İsveçli
kaleci Karl’ın Barbosa ile aynı kaderi paylaşıp paylaşmadığı meçhuldür. Soğuk
havadan sık sık şikayet edip samba öğreteceğim bu soğuk insanlara diye
antremandan kaçan Garrincha’nın çabaları meyve verir, İsveçli bir kızı hamile
bırakır, hikayemizin sonunu beklemeden bu konudaki son sözümüzü söyleyelim,
özel hayat kariyerini 5 farklı kadından 4 hat-trick, 1 duble çocuk babası
olarak kapatır.
- İlk kez Dünya Kupa’sını kazanan Brezilya’da resmi tatil ilan
edilir, fakat o zafer sarhoşu olmaz, önemsemez, babasından gelen vasiyet gereği
alkolle sarhoş olur. 1962 yılında ise turnuva Şili’de yapılıyordur. Turnuvanın
ilk maçında Pele sakatlanır. Takımda moraller bozulur,
ama ‘keyif adamı’ Garrincha bunu önemsemez, harika bir turnuva
çıkartır ve bu turnuvayı tek başına aldığı söylenir.
- Çeyrek finalde
İngiltere’ye golünü atar, devamında yarı finalde ev sahibi Şili’ye de gollerini
atar ama rakip futbolcunun tekmesine sinirlenip tekmeyi de atar. Kırmızı kart
gören ve oyundan atılanGarrincha sahayı terkederken taşlanır şeytan
misali, kafasına kocaman bir taş isabet eder, İsveç’te saha dışında gösterdiği
ek başarının Şili’de tekrarlanmamasına belki de bu olay taşkoymuştur, en
azından bizler öyle biliyoruz…
- Brezilya şimdiki Tahkim Kurulu’na gidip ceza
almasını önler ve finalde harika bir oyun ortaya koyar Çek-oslavakya
karşısında.
- Cech'in ellerinden kaçırıp Nihat’a golü hediye etmesi ile birebir
olan bir pozisyonda golünü de atar, Çek kalecilerin kaderi olsa gerek.

Brezilya’da ikinci şampiyonluk yine çılgınca kutlanır.
Turnuvanın başkahramanı Garrincha sokakta sambacıların arasına
karışıp eğlenmeyi tercih eder, Pele
ise sadece ilk
maçta oynamasına rağmen lüks
kokteylerde elit kesimle aynı karelere giriyordur.Garrincha sonraki günlerde şampiyonluğun zevkini
toprak sahada hergün çıplak ayakla arkadaşlarıyla top oynayarak devam ettirir,
basının ilgisi yoğunlaşır… Şöhretten sıkılmaya başlamıştır, ona göre gerçek
hayat Brezilya’nın ta kendisiydi, futbol,kadınlar ve kadeh
tokuşturmak, gerisi topun auta gitmesi kadar değersizdi... Pele ise
kameraların önünü ceza sahası kadar seviyordu, medyanın gözbebeğiydi.
- Botafogo kulübünün yöneticileri de Garrincha’nın ‘keyif’
adamlığını çok iyi kullanırlar, iki dünya şampiyonu olup hala okuyamayan Garrincha boş kağıda devam eder. Aynı takımda
oynadığı futbolculardan daha az aldığını öğrenir, bundan rahatsız olur ama yine
de önemsemez. Gece hayatı, alkol ve sürekli sahada ona atılan tekmelerle
yorulmaya başlar.
1962 yılında Rio de Janeiro derbisi olan Botafogo ile
Flamengo maçı için 152 bin kişi Marakana stadymunu doldurur. Devre arasında
artık dizi iflas etmiştir, sakat sakat oynamak için iğne yaptırır, çıkıp harika
bir devre oynar. Üst üste ikinci kez kazanırlar şampiyonluğu, 3 golden ikisini
atar. Fakat o maçtan sonra dizini hiç bir zaman eskisi gibi hissetmediğini
anlatır anılarında.
Minik Serçe / Gökyüzünden Karanlığa
1966 Dünya kupası ile Botafogo hayranlarının ‘çarpık
bacaklı melek’ diye adlandırdığı Garrincha için yükselme ve şaşalı dönem bitmeye
başlamış, artık yeryüzüne doğru inmeye başlamıştı.
- Bacaklarının eğri olmasından
dolayı rakibi doğal olarak şaşırtan Garrincha,
aldığı darbeler sonucu diyetini dizindeki acı ağrılarla öder, en sevdiği yerel
içki olan Cachaça’dan da vazgeçmemesi sonucu fiziksel sorunları giderek artar.
- Şampiyonaya iyi başlangıç yapamazlar, ikinci maçta Pele sakat olduğu için oynamaz, genç
Puşkaş’ın da olduğu güçlü Doğu Avrupa temsilcisi Macarlar’a yenilirler. Bu onun
50 milli maçtaki tek yenilgisidir ve son maçıdır, adeta herşeyin tepetaklak
gideceğini haber verir ‘serçe’ye.
- Sakat olduğu için bir
sonraki maçta oynamaz, Pele oynar ve yine yenilirler, turnuvaya
sessiz bir veda ederler, Brezilya’da sokakları samba yerine sessizlik kaplar.
Özel hayatında ise Brezilya’ya has çikolata renkli bir
şarkıcıyagönül topunu
kaptırınca, Garrincha hızlı hayatına bir dripling daha atıp
ailesini ve çocuklarını terkeder, koyu Katolik olan askeri darbe yönetimi ise
ofsayt bayrağını kaldırır.
- Dikta rejimin kararını gören Botafogo kulübü hiç
gecikmez, kenara alır Garrincha’yı,
artık boş kâğıt verecek kulübü de yoktur. Üstüne dizi nedeniyle ameliyat
olmuştur, futbolsuz kalıp geleceğe dair umutsuzlaşır.
- Pele ise 1966 yılında hayatının rövaşatasını
beyaz ve elit bir kadınla evlenerek atar, şaşalı aileye katılır, havalı
toplantılarda boy göstermeye devam eder. Garrincha yavaş yavaş unutulmaya başlanmış,
ülkenin ve dikta yönetimin sembolü ve gururu artık Pele’dir.
- Pele
bunlarla yetinmez, son golünü Avrupa’da Papa’nın elini öperek atar, askeri
darbe rejiminin bir kez daha sevgisini kazanmıştır. 1970 yılında mükemmel bir
kadroya liderlik yapan Pele, kupayla ülkesine dönüp ‘kral’
lakabını alır.
- Dikta yönetimin reklam filmleri ile propaganda araçlarından en
önemlisi olur Pele.
Garrincha ise rejimin baskısından birazcık
uzaklaşmak için İtalya’ya gider sevgilisiyle, orada İtalyan takımlarıyla
görüşür fakat artık kariyerinin sonunda alkol problemi olan bir futbolcuya
yatırım yapmaz İtalyanlar, adı büyük olan takımlarımızın şimdiki yöneticileri
olsa idi bu yazıyı yazmamıza gerek kalmaz, Türkiye’de izlemiş olurduk Garrincha’yı. Pele ise Brezilya’daki kariyerini bitirip,
Amerika’yı keşfetmeye gider. Cosmos takımına katılır, ligin seviyesini
beğenmemesine rağmen attığı gollerle futbolun gelişmesine katkıda bulunup
endüstriyel futbola uygun şekilde sponsorlarını memnun eder. Banka hesabına
milyon dolarlar ekleyip şimdiki servetinin temellerini atar yatırımlarla,
Garrincha ise hesapsızca fondip misali sona doğru yol almaktadır.
- Garrincha 1973’e kadar dikiş tutturamayınca jübilesine karar
verir, Marakana’yı 135 bin kişi doldurur, oynadığı 617 kulüp maçında 239 gol
atan Garrincha jübile maçında gol atamaz ve futbola yani hayata veda eder.
- Büyük bir bunalıma sürükler onu futbolsuz hayat, alkolün dozajını artırır,
bırakması için 15 senesini paylaştığı hayat arkadaşı elinden geleni yapsa da
başaramaz. Hayat arkadaşının kulübeyi
terk etmesi ile fiziksel ve
ruhsal çöküntüye uğrayan Garrincha için hazin son yaklaşmaktadır.
1981
Rio de Janerio festivalinde bir maskot gibi kullanılan, bir samba arabasına süs
olarak oturtulan bu ‘eğlence’ adamının yüzü o gün hiç gülmez, Santos
gözyaşlarıyla izler arkadaşını, 50 metre ötedeki VİP salonunda ise
Pele ayrıcalıklı insanlarla doyasıya
eğlenmektedir. Acı veren hayat uzatmalara gitmeden 1983'te son düdük ile biter,
49 yaşında karaciğer sirozundan ebediyen oyundan çıktığında fakir ve bakıma
muhtaç biriydi. Jübilesinden sonra unutulan Garrincha’nın ölümü herkeste bir
vicdan muhasebesine yol açar, Brezilya’nın her köşesinden insanlar cenazesine
saygı duruşunda bulunmak icin akın eder.
Futbol size göre nedir diye sorulduğunda şöyle özetliyorGarrincha ’top sende iken gol atabileceğini
düşünüyorsan durmailerle, düşünmüyorsan pas ver. Futbol oynamak inanın
ki gizemli bir sey değil, gizemi yaratmak sizin elinizde’.
- Garrincha’yı Pele ve
günümüz profesyonel futbolcularından ayıran şey gerçekten bir serçe kadar özgür
olmasıdır, tasasız, eğlenceli, disiplinsiz ve taktiğe kapalı mantığıdır. Biyografisini
yazan Castro onu ‘profesyonel futbolun ürettiği en amatör ruhlu’
oyuncu diye tanımlar.
- Pele kazanmakla eşdeğerken, Garrincha ise futbolun
sambası, sambanın futboludur. Brezilya kazanmayı
amaçedinmiş insanların olduğu bir ülke değildir, bunun için Pele
zirvede olmasına rağmen Garrincha’yı
başka türlü severler.Garrincha’nın
ölümünden sonra bir deyim doğmuştur bu ikili ile alakalı olarak, ‘Pele en iyisiydi, ama Garrincha ondan bile iyiydi’.
- Pele ise Garrincha ile aralarının iyi olmamasına rağmen, ‘Oolmasaydı
3 kez Dünya Şampiyonu olamazdım’ diyerek hakkını verir Garrincha’nın…
Brezilya’nın kendine has futbol kahramanı günümüz futbol
dünyasında Pele kadar tanınmıyor ve hatırlanmıyor belki, ama bakımsız ve basit
bir mezarlıkta yatarken eminiz ki çok önemsemiyordur bu durumu, mezarlıkta onun
adına yaptırılan anıtın üzerinde yazan aşağıdaki dizeler Garrincha için çok daha fazla önemlidir
muhtemelen,
- ‘Çok tatlı bir çocuktu, kuşlarla konuşurdu…’
Kaynaklar