29 Mayıs 2015 Cuma

bir ağıt gibi

Dikildim Karşısına
                                             
“yağmurlar arkasında bir sabah vakti
Seni gömdüler, çok silahsızdım.”


                        Çok Silahsız/Hakan Savlı

Yetişemedim, o kadar uzun değildi kollarım. Gücüm de yetmedi engel olmaya. Çaresizdim ölüm karşısında, silahsızdım.
Çok severdim yağmurları. Şimdi dalga geçiyor benimle hayat. Sevdiklerimden de nefret ettirmeye çalışıyor sanki. “Neden benimle uğraşırsın ki!” dedim. Usulca aldı beni kollarının arasına, uyuşturdu sanki her tarafımı. “Alışacaksın.” dedi. “ Sen de alışacaksın. Sadece arada bir fısıldayacağım sana, unutmamalısın ne de olsa...”
Söylediklerinden sonra sırıttı hayat. Filmlerdeki kötü karakterlermişçesine...

H. Elif Akmeşe

19 Mayıs 2015 Salı

bir şiirden bir hayata

"İki şişe sütle dönüyorum yanına
Cebindeki çikolata erimeden küçükkız

Kar sokakları bürümeden.

Kapı zilinin ardında sesin
Ben, bu hatalı mamül
İlk kez mutlu, küçükkız

Kuş sıkıştı cama,
Onu kurtardım ama
İlk gören sendin

Kar kuşların sesini
Emer ve ilkyaz yapar

Sütdişleri uykuna dokunurlar ve

İki şişe sütle dönüyorum yanına
Ve bir bebek şampuanı, küçükkız."
__________________
Hakan Savlı-Süt
Bütün Şiirleri
Gizli
Sözcükler Yayınları
Mayıs 2015
__________________

De ki...

Süt ve çikolata. Bir sevdaya dahil iki yabancı. Çocuğun aklındaki tek mutluluk bu. Adamın aklındaki tek mutluluk küçükkızın sesi. Kuşları sever küçükkız ve sevilen kuş sıkışır bir cama. Kuşun aklındaki tek mutluluk uçmak kurşun göklere. Adam kurtardı kuşu ve aşık oldu kuş adama. Yeni bir sevda daha başladı,yabancı. Kuş bağırdı aşkını ama umudu yok. Beyaz bir kar susturdu sevda kuşunu. Karın aklındaki tek mutluluk güneşin yalnızlığı.
Kış bitti, aşk bitti.
Adamın aklında hala küçükkız. Küçükkızın aklında hala kayıp kuş
Ve kuşun aklında sadece bir hiçlik kaldı.

Nazlıcan Akkaya

12 Mayıs 2015 Salı

Edebiyat yasaklansa ne olur?

Yarın Türkiye’de fırıncılar çalışmasa milyonlarca insan aç kalırdı. Yarın otobüs sürücüleri grev yapsa on binlerce insan gitmek istedikleri yerlere gidemezdi. Yarın sağlık çalışanları işlerini bıraksa, yüz binlerce insan sağlık hizmeti alamaz, ciddi hastalığı olan hastaların yaşamı tehlikeye girerdi. Bütün bu aksaklıklar “hemen” olurdu.
Peki yarın edebiyat yasaklansa ne değişir? Artık roman, öykü ya da şiir yazılmasa bugünden yarına ne kaybederiz?
Gözle görünür bir kaybımız olmaz. Edebiyat yasaklandığında ne aç kalırız, ne de buna benzer bir mağdurluğumuz olur. Çoğu insanın yaşamında edebiyat zaten yoktur, hiç
olmamıştır.
Bir diğer insan grubu ise edebiyat diye “pop edebiyat” olarak isimlendirilebilecek kitapları bilir. Yılda okunan üç-beş kitap Dan Brown, Adam Fawer, Grinin Elli Tonu gibi çok satanlar ya da kişisel gelişim türü kitaplardır. Bu okur tipi yaşamında hemen hiçbir edebi eser okumamıştır. Bu gruptaki okur için kitapları değerlendirme ölçütü “hoşlanma” ya da “hoşlanmama”dan ibarettir. Bir roman kolay okunuyor veya sürükleyici ise “iyi”dir.
Hiç kitap okumayan ilk gruptan bir farkları yoktur; sadece edebiyatla ilgilendiklerini, roman okuduklarını zannederler. Estetik bilincin şekillenmesi bakımından edebiyatın yasaklanmasının bu iki insan grubu üzerinde hiçbir etkisi olmayacaktır.
Bir roman, bugünden yarına insanın hiçbir şeyini değiştirmese de uzun vadede insana karışır ve dünya algısını açıkça şekillendirir. İnsan duyarlılığını yontmakta, ruhunu şekillendirmekte sanat ve edebiyattan daha etkili bir yöntem yoktur. 
Edebiyat yasaklansa sen hep eksik kalırdın. Boş bir kağıt misali. Ama kimsenin kalemi yoktu. 

Damla Ünlü

3 Mayıs 2015 Pazar

unutup

Sorun şu ki:
İnsanlar artık bir kalbe sahip olduklarını unuttular.
Ben de unutsam...
Kaybolsam aralarında
Sonra gözyaşlarımda boğulsam
Çünkü fotoğraflarda kaldı gülüşlerim
Ve çok uzaklarda şimdi sevdiklerim
Ben de diyorum unutup kalbimi
Sana katılabilir miyim?

Damla Ünlü

24 Nisan 2015 Cuma

kitap yakıyorlar / Bertolt Brecht

Buyurunca Hitler Hazretleri
Zararlı fikirlerle dolu kitapların yakılmasını
Halkın önünde, alanlarda
Öküzler odun yığınlarına araba araba kitap taşıdı
Gözden düşmüş şairlerden biri
Hem de en iyilerinden biri
Şöyle bir göz gezdirdi yakılacak listesine
Gitti aklı başından
Unutulmuştu kendi adı
Hemen seğirtti çalışma odasına
Sanki öfkesinden kanatlanmıştı
O saat bir mektup karaladı zorbalara
Benimkileri de yakın, dedi, benimkileri de
Yapamazsınız bana bu kötülüğü
Kenarda bırakamazsınız beni
Ben de hep gerçeği söylemedim mi kitaplarımda
Neden davranırsınız bana yalancıymışım gibi
Yakın benimkileri de

Bertolt Brecht

23 Nisan 2015 Perşembe

kardeşim ve ben

Biz çocukken akşamlara kadar oyunlar oynar, oyunla doyardık. 
Annemiz yemeğe çağırdığında “Biz tokuz. Oyun oynadıktan sonra doyuyoruz!” derdik. 
Caddeye bakan bir apartmanda oturuyorduk. 
Anasınıfı yaşlarındaydık daha. 
Birlikte oynar, yediklerimizi birlikte yerdik. 
Sıkı ahbaptık, birbirimizden sakladığımız hiçbir şey yoktu. 
Yaptığımız yaramazlıklar bile beraberdi. 
Ne var ki birbirimizden başka arkadaşımız yoktu. 
Kardeşten başka bir arkadaş nasıl olur bilmiyorduk. 
Tüm günümüz evin içinde ve balkonda geçerdi. 
Apartman ve şehir hayatı bu konuda bitirmişti bizi. 
Ben okula başladığımda çok zor arkadaş edinmiştim. 
Çünkü bilmiyordum bir arkadaşlık nasıl başlar ve sürdürülür. 
O zamana kadar günlerim kardeşimle beraber kurduğumuz dünyalarda geçerdi. 
Ah, bu apartman hayatı! 
Ah, bu betonlar! 
Bizleri asosyal hayata sürüklemişti. 
Biz o zorluğu aştık da ya diğerleri? 
Diğer çocuklar da mı bizim kadar şanslıydı?

Bahsettiğim zamandan tamı tamına on yıl sonrasındayım. Küçük kardeşimi parka götürmüştüm. Orada, bahsettiğim küçük yaşlarımda beş altı kız gördüm. Hep beraber evcilik oynuyorlardı. Çok mutlu görünüyorlardı ama ben onların nasıl hissettiklerini, o duygunun nasıl bir duygu olduğunu asla bilemeyeceğim. 

H. E. Akmeşe

17 Nisan 2015 Cuma

karga sözü

Ataol Behramoğlu 
"aşk iki kişiliktir" derken de 
yanılmakla 
meşguldü.